Avukatlık Yasası Değişiklik Taslağında Düzenlenen “Ücretli Avukatlık” Kurumu ile İlgili Düşünceler
Ocak 17, 2007
“Yasalarımızda serbest meslek tanımı ile ilgili tek düzenleme 193 sayılı gelir vergisi yasasında yapılmaktadır.Yasanın 65/II. Maddesinde “serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi ve mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde tanımlanmaktadır.”(Güner, s.75)”
Serbest meslek tanımının yalnızca “Gelir Vergisi Yasası”nda yapılmış ve fakat Avukatlık Kanunu kapsamında böyle bir tanıma yer verilmemiş olması, kanun koyucu tarafından mesleğin “vergisel” anlamda serbestliğine büyük ölçüde önem verildiğini de kanıtlar niteliktedir.
Tasarıdaki taslak metnin 1.fıkrasına göre “Ücretli avukat, avukatlık faaliyetlerini, avukatla, avukatlık bürosu ile ya da avukatlık ortaklığı ile yapmış olduğu vekalet sözleşmesi kapsamında yürüten avukattır.” Madde metni değerlendirildiğinde, düzenlemenin yalnızca “bir başka avukatın yanında veya bir avukatlık bürosu veya avukat ortaklığı bünyesinde” çalışan avukatları kapsadığı ve fakat şirketler bünyesinde çalışan ücretli avukatlar veya her ay devletten maaş alan kamu avukatlarını kapsamadığı görülmektedir.Kamu ve şirket avukatlarının mesleklerini, en azından vergisel anlamda “serbest” olarak yapmadıkları ise ortadadır.
Bununlar beraber, bir avukatın, avukatlık bürosu veya avukatlık ortaklığının vekili olarak iş yapacak olan ücretli avukatın, yanında çalıştığı avukat veya avukatların, dolayısıyla bu avukatları vekil olarak tayin eden müvekkillerin vekilliğini yaptığı, bu kapsamda dilekçeler yazdığı, duruşmalara girdiği, kısaca serbest olarak çalışan bir avukatın yaptığı tüm hukuki işlemleri yaptığı veya yapacağı aşikardır.
Getirilen düzenlemelerle;
• Mesleki faaliyetleri ve yaptıkları işler bakımından serbest avukatlar ile aralarında bir fark bulunmayan, diğer avukatlarla adliye koridorlarında aynı cüppeyi giyerek karşılıklı duruşmalara giren ücretli avukatların “avukatların meslek örgütü” olan barodaki kaydı dondurulmakta, genel kurulda oy kullanması engellenmekte, seçme ve seçilme hakkı ellerinden alınmaktadır.
• Ücretli avukatların, avukatlık ruhsatnamesi alamayacakları belirtilerek ücretli avukatlara ruhsatnameden ayrı bir belge ve kimlik verileceği düzenlenmiş, ücretli avukatlar adeta ikinci sınıf avukat olarak görülmüştür.
• Mevcut durumda yanında çalıştığı avukatın izni ve ortak vekaletnamesi ile “Adli Yardım Bürosu” veya “CMK Merkezi” kapsamında çok makul ücretlerle iş gören ve ek gelir elde edebilen ücretli avukatların bu imkanları da yasada yer alan açık hükümler ile engellenmiş olacaktır.
Ülkemizde halen yenileri açılmakta olan ve öğrenci sayısı bir hayli fazla olan hukuk fakültelerinin avukat sayısında önemli bir artışa neden olduğu, tüm hukuk fakültelerinde verilen eğitimin aynı kalitede olmadığı herkesçe bilinmekte ve kabul edilmektedir.Avukat sayısındaki artışın meslekte kaliteyi düşürdüğü ve rekabeti arttırdığı da bilinen bir gerçektir.Bugün hukuk fakültesinden mezun olup avukatlık mesleğini yapmayı düşünen birçok hukukçu meslektaşımız, ekonomik yetersizlikler dolayısıyla bir avukatın yanında ücretli olarak çalışmaya başlamakta ancak yeterli ekonomik güce ulaştığında kendi bürosunu açabilmektedir.Bu süre bazı örneklerde 10 seneyi bulabilmektedir.Stajını yeni bitirmiş bir avukatın aldığı ücretin ise neredeyse asgari ücret seviyesinde olduğu bilinmektedir.Kesin rakamlara ulaşmak mümkün olmasa da yalnızca Ankara Barosu’na kayıtlı avukatların yarısının ücretli olarak çalıştığı söylenmektedir.
Tasarıda öngörülen düzenlemeler, avukatlar arasında bir ayrım ve hiyerarşi yaratacağı gibi ekonomik bakımdan güçsüz olduğu için ücretli olarak çalışmak zorunda olan meslektaşlarımızı bir avukattan ziyade başka bir avukatın yanında çalışan alelade bir işçi konumuna sokmaktadır.Tasarıda “ücretli avukat” olarak adlandırılsa da bu meslektaşlarımızın avukata tanınan haklardan çok ödevlere bağlı kılınması, seçme ve seçilme haklarının olmaması, kendilerine ruhsatname verilmemesi, ayrı bir kimliğe sahip olmaları, avukatlık sıfatlarını sorgulanır kılmaktadır.Bu nedenle getirilmek istenen düzenlemeler ücretli çalışan avukatların sorunlarına çözüm olmaktan çok uzak durmakta, eşitlik ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye Barolar Birliği ve Baroların hedefi meslekte kaliteyi yükseltmek ve tüm avukatların mesleğin onuruna uygun bir ücret elde etmelerini sağlamaksa, mevcut ihtiyacı fazlasıyla karşılamaya yeten hukuk fakültesi sayısının artmasını engellemek, mesleki yeterliliği sağlamak ve haksız rekabete yol açan koşulları ortadan kaldırmaktır.