Bedava MP3 için en garantili yol
Nisan 22, 2008
Bedava MP3 için en garantili yol
21/04/2008
M. Serdar Kuzuloğlu
Ulaştırma Bakanlığı ortaöğretim kurumları arasında bir yarışma düzenledi. Kazanana dizüstü bilgisayar verilecek bu etkinlikte öğrenciler ‘İnternet nereye gidiyor?’ başlığı altında şiir ve kompozisyonlar yazacak.
Bu haber beni lise yıllarıma götürdü. Son sınıftan mezun olmama dört gün kala ‘Güzel konuşma ve yazma’ isimli bir derste zaman geçirmek için bize zorla yazdırılan bir kompozisyondaki eleştirel üslubum yüzünden çok az kişiye nasip olmuş bir suçla disiplin komisyonuna verilmiştim: Türk eğitim sistemini kökten değiştirmeye teşebbüs!
Üstelik o yaşlarda aklında binbir türlü hayal, sıkıntı, endişe ve heyecan taşıyan gençlere gösterilmesi beklenen anlayış ve sabrı bana çok gören öğretmen ve müdürüm yüzünden bu cezanın karşılığı olan kaydımın Marmara Bölgesi dışında bir okula alınması cezasını ancak rica minnet tasdiknamemi alıp başka bir okula geçmeyle atlatabilmiştim. Bu yüzden ben adını bile şu an hatırlayamadığım, binasını bırakın; hayatımda yolunu bile bilmediğim bir liseden mezun görünüyorum.
Benzer sebeplerden dolayı hiçbir okulda dikiş tutturamamış olmam, hiçbir okul yıllığında benim için yazılmış bir iki satırın yokluğu gururla andığım bir şey değil ama o sefil ve kof düzene boyun eğmediğim için bir gün olsun pişmanlık duyduğumu hatırlamıyorum.
Bana bazen neden sivri şeyler yazdığımı soranlara bunları anlatmaya üşeniyorum ama ben en ‘yuvarlak’ yazılarımı buralarda yazdım aslında…
Özetle; bu topraklarda fikir belirtmenin tehlikesini bilirim. Neyse ki şu yarışmanın başvuru tarihi dün bitti. Yoksa yine yakamdan düşmeyen ’suça teşvik’ yaftası bir kere daha boynuma asılacaktı. Kazanan ‘talihlimizi’ 24 Nisan’da Ankara’da düzenlenecek ‘İnternet Günleri’ etkinliğinde göreceğiz.
23 Nisan’da ‘Çocuk Cumhurbaşkanı’ olarak 21 yaşında bir imam hatiplinin çağrıldığı bir dönemde her şeye hazırlıklı olmak zorundayız. Bu arada çocuk olma eşiği 21′e kadar dayanmış, heyhat… Devlet İstatistik Enstitüsü’nün son raporuna göre ortalama evlenme yaşımız da 21.
Tam burada dört cümle yazıp sildim. Yani bunun anlamını yazmaya benim bile elim varmadı; gerisini siz hesap edin.
İnternet nereye gidiyor diye bana soracak olursanız çok güzel haberlerim var. Dünya rotası bir yana bizde sansürün geldiği noktada artık mahkeme kararı bile olmadan Telekomünikasyon Kurumu’na bağlı İnternet Dairesi Başkanlığı site kapatabiliyor.
Ne büyük bir güç bu Allah’ım?
Mart ayında açıkladıkları rakama göre 294 site Türkiye’de yaşayanlara çok göründü. Biz aklı, fikri, mantığı yerinde olmayan biçare, zavallı tebaa neyse ki bu büyüklerimiz sayesinde biraz daha yaşanabilir bir hayat sürüyoruz. Dünyada e-posta ile site kapattırabileceğiniz nadir ülkelerden biri olmalıyız. Sakil isimli bir sitesi bile var: www.ihbarweb.org.tr
Tabi böylesine zevkli bir iş sadece İnternet Dairesi Başkanlığı tekelinde olamaz. Mahkemeler ne güne duruyor? Bir uluslararası siteyi devirmek mi istiyorsunuz? İçine yükleyin bir Adnan Hoca küfürnamesi, bir basit Atatürk eleştirisi, verin şikâyet dilekçesini, tamaaam! Dünyanın internet nüfusu en kalabalık ilk 15 ülkesinden birinde işleri sadece sansürlemek böylesine basit. Siz bir de sonu com.tr ile biten bir site açmak isteyin, bakın neler oluyor.
Şu ana kadar anlamadığım tek bir şey var. İçinde hiçbir yasadışı dosya olmamasına rağmen MÜYAP ve benzeri kurumlar müzik paylaşım sitelerini bir bir kapattırmayı başardı. Bu siteler sadece hangi dosyanın nerede olduğunu gösteriyordu. Yani bir nevi arama motoru görevi yapıyorlardı. Hatta işi iyice abartarak bu iş için DE kullanılabilen yazılımların bulunduğu dev yazılım arşivi sitelerini bile kapattılar. Oysa bu yazılımların kendisi tamamen yasaldı. Banknot basma ihtimaliniz olduğu için renkli yazıcıların yasaklanmasından farksız yani.
Peki bütün bunlar olurken dünyada iyi kötü her şeye ulaşabildiğimiz Google ve benzeri arama motorlarına hâlâ erişmemize izin verilmesi neden?
Atatürk’e hakaret orada, Adnan Hoca’ya küfrün bini bir para, korsan müzik orada, çocuk pornosu orada, Türklüğe hakaretler kubbeyi doldurmuş… Şaka değil, neden Google bir istisna? Gücünüz mü yetmiyor, mideniz mi kaldırmıyor?
Korsan müzikse bu işin hassas karnı, alın size işleyen bir tüyo: Adres çubuğuna getir.net/wpk adresini girin. Karşınıza bir Google arama sayfası çıkacak. Arama satırındaki yazıların sonuna bir boşluk bırakıp istediğiniz şarkıcı ya da şarkıyı yazın. İşte bu kadar! MÜYAP, MESAM, MÜYOBİR, sizi oraya boşuna oturtmadılar; uyumayın! ihbar@ihbarweb.org.tr!
Adına Google denen bu pislik yuvası da kapanıp hepimizin içi rahatlayana dek her hafta böyle yeni bir tüyo gireyim bari.
Oysa bu hafta ne hoş şeyler yazacaktım.
Bu kompozisyon yarışması aklımı çeldi…
Yerel mahkeme “evlilik içi tecavüz”e zincirleme suç hükmü kararı verdi, Yargıtay bozdu. Avukat Gülbahar: Kadına yönelik suçlarda zincirleme suç hükümleri hemen hiç uygulanmıyor, oysa evlilik içi tecavüz süregen suçlardandır.
BİA Haber Merkezi – İstanbul
18 Nisan 2008, Cuma
Nilüfer ZENGİN
“Olumlu kararların çıkması geç de olsa çıkmaya başlaması sevindirici bir durum, bu kararı veren hukuçuları kutlamak gerekiyor ama bunların hala istisnai durumlar olarak kalması da Türkiye’nin acı bir gerçeği.”
Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA-DER) Başkanı, avukat Hülya Gülbahar “evlilik içi tecavüzün” suç sayıldığı bir karar üzerine böyle konuştu.
Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi, eşine tecavüz ettiği iddiasıyla sanık H.A.’yı 10 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırdı. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, “eşe karşı nitelikli cinsel saldırı” suçunda, yerel mahkeme kararın yerinde olduğunu, sadece zincirleme hükümlerinin uygulanmasında yanılgıya düşüldüğü gerekçesiyle, davayı kısmen bozdu. Yargıtay’ın verdiği karar sonrası sanık H.A., 10 yıldan az olmamak kaydıyla, yeniden yargılanacak.
Sabah’ın haberine göre “Türkiye’de ilk kez”, nikahlı eşine karşı tecavüz suçunu işleyen bir sanık hapis cezasına çarptırıldı.
Gülbahar “İlk mi bilmiyoruz…” diyor.
Kadına yönelik suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanmıyor
“Evlilik içi tecavüzü suç sayan Türk Ceza Yasası (TCK) 1 Haziran 2005′ten beri yürürlükte. Yeni yeni kararlar görebiliyoruz. Samsun’da bir olay vardı, sevişmek istemeyen karısının yataktan ittiği adam, karısını öldürdü, ‘beni yataktan itti, hakaret etti’ diye… Bu nedenle adama tahrik indirimi verildi. Sonra bozuldu, ama önce verildi, evlilik içi tecavüz girişiminden ceza verilmedi. Kadın ölmüş, adam istediğini söyleyebilir. O da tipik evlilik içi tecavüz olayı görünümündeydi.”
“Tecavüz deyince akla hemen dövüp sonra kadına tecavüz edilmesi geliyor, oysa ki kadını sevişmek istemiyorsa, tecavüzdür. Her gözünü kapatıp, dişini sıkıp, beş dakika geçsin diye bekleyen kadın aslında tecavüze uğramaktadır.”
Yargıtay’ın “kısmen” bozma kararıyla ilgilli Gülbahar şöyle konuştu:
“Kadına yönelik suçlar sözkonusu oduğunda TCK’nin zincirleme suç hükümleri nedense hemen hiç uygulanmıyor, sistem nitelikli haller gibi ağırlaştırıcı nedenleri derhal bir tarafa atıp tahrik gibi iyi hal gibi hafifletici nedenler yaratmaya çalışıyor. Türkiye’de cinsiyetçi hukuk sisteminin işleyiş mekanizması bu. Bu kararda da benim gördüğüm mahkeme nadiren yapılmış işlerden birini yapmış, zincirleme bir suç kapsamına almış. Yargıtay’ın bozmasının ‘iyi’ bir bozma olduğuna dair kuşkum var.”
Gülbahar “Evlilik içi tecavüzün aynı suçun tekrarı olmadığını, akışkan, süregen suçlar olduğunu, birden çok suç tipinin bir arada olduğunu” söyledi:
Evlilik içi tecavüz süregen bir suçtur
“Adam kadını döver, tecavüz eder, aç bırakır, eve kitler, tehdit eder, hakaret eder, bir daha tecavüz eder. Bu cümledeki her aşama ayrı bir suç oluşturur.
“Yeni TCK’ye göre kadına yapılan eziyet maddesi çerçevesinde, tecavüz aile içinde olduğu için adamın derhal tutuklanması ve eziyet maddesinden en az üç yıl cezalandırılması gerek. Ayrıca bu eziyeti oluşturan dayaktan hakaretten tehditten hürriyeti tahditten ayrı ayrı cezalandırılması gerekir. Birden çok tecavüz olduğu için de tecavüzden iki kez ceza almalı.” (NZ