Yeni CMK Yönetmeliği ve Ödenecek Ücretlere İlişkin Tebliğ 2 Mart 2007 Tarihinde Yürürlüğe Girdi
Mart 2, 2007
Ceza Muhakamesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliği görmek için buraya tıklayınız.
Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2007 Yılı Tarifesi’ni görmek için buraya tıklayınız.
Yeni tarifeye göre avukatlara ödenecek ücretler şu şekilde düzenlenmiştir:
a) Soruşturma evresinde takip edilen işler için 130 YTL,
b) Sulh ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için 200 YTL,
c) Asliye ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için 220 YTL,
ç) Ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için 400 YTL,
d) Çocuk mahkemeleri:
1) Çocuk mahkemelerinde takip edilen davalar için 220 YTL,
2) Çocuk ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için 400 YTL,
e) Kanun yolları mahkemeleri:
1) Bölge adliye mahkemelerinde görülen duruşmalı davalar için 400 YTL,
2) Yargıtayda görülen duruşmalı davalar için 450 YTL,
ödenir.
Tasarıyı görmek için “buraya tıklayabilirsiniz”.
Avukatlık Yasası Değişiklik Taslağı İçin Öneriler
Ocak 13, 2007
Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı
Ankara 25/12/2006
BARO BAŞKANLIĞI DUYURU NO: 2006/134
Konu: Avukatlık Yasası Değişiklik Taslağı İçin Öneriler.
Yaklaşık üç yıldır sürdürülen Yeni Avukatlık Yasası taslağında yer alması önerilmekte olan bazı ilkeler ekte sunulmuştur.
Bu ilkelerin değerlendirilerek görüşlerinizin bildirilmesini, belirtilenler dışındaki konularda önerileriz var ise bunların da ayrıca açıklanmasını rica ederim.Saygılarımla.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Av.Özdemir ÖZOK
AVUKATLIK YASASI DEĞİŞİKLİK TASLAĞI’NDA YERALMASI DÜŞÜNÜLEN YENİ İLKELERE İLİŞKİN TASLAK METİN ÖNERİLERİ:
İLKE
“MADDE 9:
Baroya kayıt olmadan ruhsatname alınabilmelidir.”
TASLAK METİN:
9. maddeye yeni 3. fıkra olarak:
Fiilen avukatlık yapmayacağını beyan edenler avukat ünvanını kullanamazlar, baro levhasındaki kayıtlarında bu durum belirtilerek üyelikleri dondurulur. Üyelik aidatı ödemezler ve üyelik haklarından yararlanamazlar. Meslek Kurallarına uymakla yükümlüdürler.
9. maddenin dördüncü fıkrasında düzenleme:
Ruhsatnameler, avukat kimlikleri ve ücretli avukatların kimlikleri Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip olarak bastırılır.
İLKE
• Avukat stajyeri bir yıllık staj süresi boyunca yanında staj yaptığı avukatın sosyal güvencesi sağlanmış ücretli elemanı olarak çalışabilir.
TASLAK METİN:
Avukatlık Yasası’nın 12. maddesinin c fıkrasında yapılacak değişiklik ile; “ c) Özel hukuk tüzelkişilerinin hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlığı ile bir avukat yazıhanesinde ücret karşılığında avukatlık ve stajyer avukatlık.”
İLKE
• Avukatlık Ücret Sözleşmesinin düzenlenmesi ve Barodan geçirilmesi zorunlu olmalıdır.
TASLAK METİN:
163. maddeye yeni 3. ve 4. fıkra olarak:
Adli ve idari mercilere vekaletname sunan avukatın bu işe ilişkin avukatlık sözleşmesini kayıtlı olduğu baronun ya da başvuruda bulunduğu makamın bulunduğu yer barosunun ilgili birimine sunarak sözleşmenin Avukatlık Yasası ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uygunluğunu vekaletnameye basılacak bir “AVUKATLIK SÖZLEŞMESİ GÖRÜLMÜŞTÜR” kaşesi ile belgelemesi zorunludur. İşlemi yapan baro sözleşmedeki vekalet ücretinin binde beşi oranında ücret alır. Avukatlık sözleşmesinin şekli ve içeriği baroya sunulması ve diğer konular Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Avukatlarca vekaletname sunulan merciler üçüncü fıkrada belirtilen kaşe basılmamış vekaletnameleri kabul edemez. Gerektiğinde ilgiliye on günlük süre verilerek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekaletname işleme konulamaz.
İLKE
• “Mesleki Sorumluluk Sigortası” zorunlu olmalıdır.
TASLAK METİN:
Yeni 43. madde olarak
Her avukat baro levhasına, her avukatlık bürosu ve avukatlık ortaklığı da baronun ilgili siciline yazıldığı tarihten başlayarak bir ay içinde mesleki sorumluluk sigorta poliçesini kayıtlı olduğu baro başkanlığına sunmak zorundadır.
Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlerin mesleki çalışmaları baro yönetim kurulunun kararı ile mesleki sorumluluk sigorta poliçesi sunulana kadar durdurulur. Mesleki sorumluluk sigortasına ilişkin esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenir.
Bu madde ile ilgili GEÇİCİ MADDE:
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte fiilen avukatlık yapanlar yürürlük tarihinden başlayarak bir ay içinde mesleki sorumluluk sigorta poliçesini kayıtlı olduğu baro başkanlığına sunmak zorundadır. Bu yükümlüğünü yerine getirmeyenler hakkında 43. maddenin ikinci fıkrası uygulanır.
İLKE
“ONURSAL AVUKAT” unvanı ihdas edilerek düzenlemesi yapılmalıdır.
TASLAK METİN:
ONURSAL AVUKAT
Meslekte kırk yılını dolduran avukatlara kayıtlı olduğu baronun önerisi ile Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararı ile “ONURSAL AVUKAT” ünvanı verilir.
• Fiilen avukatlık yapmasına gerek yoktur.
• Baro levhasındaki kaydı kazandığı statü belirtilerek korunur.
• Aidat ödemez.
• Kayıtlı olduğu baronun genel kurulunun doğal üyesidir. Seçme ve seçilme hakkı vardır.
İLKE
• Meslek içi eğitim sürekli ve zorunlu olmalıdır.
TASLAK METİN:
Yeni 45. madde olarak:
Avukatlar kayıtlı oldukları barolar tarafından düzenlenen meslek içi eğitim çalışmalarına yılda en az elli saat katılmak zorundadır. Bu zorunluluğa uymayanların mesleki çalışması baro yönetim kurulu kararı ile saat eksiğini tamamlayana kadar durdurulur.
Meslek içi zorunlu eğitime ilişkin esaslar Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
İLKE
• Avukatlık Ortaklıklarının İKİNCİ BÜRO açabilmeleri sağlanmalıdır.
TASLAK METİN:
43. maddeye ikinci fıkra olarak;
Avukatlık ortaklıkları siciline kayıtlı oldukları baro bölgesi içinde ya da dışında ilgili baro başkanlıklarına bilgi vererek “şube” niteliğinde “ikinci büro ” açabilir. İkinci büronun açılış ve çalışma koşulları ve diğer ayrıntılar Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.
İLKE
• “ÜCRETLİ AVUKAT” ın niteliği ve çalışma koşulları ayrıca ve açıkça düzenlenmelidir.
TASLAK METİN:
ÜCRETLİ AVUKAT
1-) Ücretli avukat, avukatlık faaliyetlerini, avukatla, avukatlık bürosu ile ya da avukatlık ortaklığı ile yapmış olduğu vekalet sözleşmesi kapsamında yürüten avukattır.
2-) Ücretli avukat, mesleki faaliyetlerini münhasıran yanında çalıştığı avukat/avukatlık bürosu/avukatlık ortaklığı tarafından verilen iş temelinde gerçekleştirir.
3-) Ücretli avukat olarak çalışanlar baronun ücretli avukatlar siciline kaydedilirler.
4-) Ücretli avukatlara kayıtlı oldukları baro tarafından avukatlık ruhsatnamesinden ayrı bir belge ve kimlik verilir.
Ücretli Avukatların Hak ve Ödevleri
1-) Ücretli avukatın baro levhasındaki kaydı, ücretli avukat olarak çalışmakta olduğu belirtilerek dondurulur. Bu anlamda baro üyesi değildir, baro genel kurulunda oy hakkı yoktur.
2-) Kendi adına vekaletname alamaz, dava ve iş takip edemez.
3-) Yanında çalışılan avukatın/büronun/ortaklığın mesleki sorumluluk sigortası, ücretli avukatın faaliyetlerini de kapsar.
4-) Ücretli avukatın yanında çalıştığı avukatla/büroyla/ortaklıkla olan iliş¬kisi Avukatlık Kanunu hükümlerine göre yürütülür ve bu konuda Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir.
5-) Ücretli avukat Avukatlık Kanunu ve Meslek Kuralları’na uymakla yükümlüdür.
6- ) Ücretli avukatın aylık ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ilgili bölümünde gösterilir.
Disiplin Cezaları
Yanında çalışılan avukata/büroya/ortaklığa karşı bir disiplin suçunun işlen¬mesi durumunda, disiplin cezalarının yanı sıra, ücretli avukatlar sicilinden çıkarılma cezası da uygulanabilir.
Ücretli Avukatlar Sicilinden Çıkarma
1-) Aşağıda belirtilenlerin Baro Yönetim Kurulu kararı ile ücretli avukatlar sicilinde çıkarılması zorunludur:
a-) Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinde belir¬tilen engellerden birini taşıyanlar;
b-) Ücretli avukat sözleşmesi sona ermiş olanlar;
c-) Ücretli avukatlar sicilinden çıkarılma cezası uygulanmış olanlar;
d-) Vefat edenler.
Sözleşmenin sona ermesi dışındaki sebeplerle sicilden çıkarılmasına karar verilen ücretli avukatın ücretli avukatın baro levhasındaki dondurulmuş kaydı da silinir
Avukatlara dair düzenlemeler (ücretli avukatın bir avukat, avukatlık bürosu ya da avukatlık ortaklığı ile arasındaki sözleşme hükümleriyle çelişmemesi koşuluyla) uygun olduğu ölçüde ücretli avukatlar açısından da geçerlidir.
İLKE
• Yabancı hukuk bürolarının çalışma koşulları ayrıntılı olarak düzenlenmelidir.
TASLAK METİN İÇİN ÖNERİ:
YABANCI AVUKATLIK ORTAKLIKLARI
• Yabancı avukatlık ortaklıkları kendi ülkelerinde yasal ve faal konumda olduklarını kanıtlamak zorundadır,
• Yalnızca yabancı hukuklar ve milletlerarası hukuk konularında danışmanlık/avukatlık hizmeti verebilirler ,
• Avukatlık ortaklığı şeklinde kurulmalı en az iki gerçek ya da tüzel kişi Türk ortağı olmalıdır.
• Yabancı avukatlık ortaklıkları baroların Türkiye Barolar Birliği’nin yabancı avukatlık ortaklıkları siciline kaydedilirler. Baroya karşı yükümlülüklerini yerine getirirler.
• Yabancı avukatlık ortaklığının Türk ortaklarından biri baro ve Türkiye Barolar Birliği ile ilişkileri yürütmekle görevlendirilmiş olarak baroya bildirilir.
• Türk ortaklar kendi adlarına vekaletname alamaz ve dava ve iş takip edemezler.
•
Yabancı avukatlık ortaklıklarının çalışmaları ile ilgili diğer ayrıntılar Türkiye Barolar Birliği tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirlenir
Hukuk Almanağı 2006
Ocak 5, 2007
2006 yılında ülkemiz hukuk dünyasında yaşanan önemli olayları kaleme alan bir yazı dizisi.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
Aralık 22, 2006
Yeni tarifeyi görmek için buraya tıklayın.
"Zorunlu avukatlık" revize edildi
Aralık 20, 2006
Temel ceza yasalarına uyum amacıyla çıkarılan yasa yürürlüğe girdi. Yasayla birçok suçun soruşturma aşamasında avukat bulundurma zorunluluğu kaldırıldı. Artık birçok şüpheli yanında avukatı olmadan ifade verecek.Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çıkarılan yasayla zorunlu avukat görevlendirilmesi sadece alt sınırı 5 yıldan fazla hapis gerektiren suçlar için yapılacak. Böylece Ceza Muhakemeleri Kanunu ile getirilen zorunlu müda-filik sistemini büyük ölçüde revize edilmiş oldu. Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Hüseyin Yüksel Biçen, işkencenin önlenmesinde önemli bir yol alınmasını sağlayan zorunlu avukatlık sisteminin sınırlanmasıyla işkenceye kapı aralandığını söyledi.
5560 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”, Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak, yürürlüğe girdi. Yasayla, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda (CMK) birçok değişiklikler getirildi. Yasa, kamuoyunda sürekli olarak tartışılan zorunlu avukatlık sistemiyle ilgili önemli değişiklirler de getiriyor.
İŞKENCEYE KAPI
CMK’nın 105. maddesiyle “soruşturma konusu suçun cezasının üst sınırı 5 yıl ve üzeri hapis ise ve kişinin müdafii yok ise istem olmaksızın resen müdafi atanır” hükmü getirilmişti. Bu hükümle birçok suçun soruşturmasında avukatlar da yer almaya başlamış ve işkence iddiaları da büyük ölçüde azalmıştı. Yeni düzenleme ile üst sınırı 5 yıl olan suçlar ifadesi alt sınırı 5 yıl olacak şekilde değiştirildi. Böylece birçok soruşturma konusu için zorunlu avukat tayini de kaldırılmış oldu. Şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsizse, istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilecek. Yapılan değişikliği değerlendiren ÇHD Genel Başkanı Hüseyin Yüksel Biçen, düzenleme ile işkenceye kapı aralandığını söyledi. Biçen, söz konusu değişikliği “Zorunlu avukatlık sistemi ile insanların savunma hakkı güçlenmiş ve işkencenin önlenmesinde önemli bir mesafe alınmıştı. Ancak son dönemlerde özellikle hırsızlık gibi mala karşı suçlarda büyük bir artış oldu. Medya da konu üzerine giderek soruna eğildi. Bunun üzerine Emniyet, “Biz yakalıyoruz, mahkemeler serbest bırakıyor” bahanesine sığınmaya başladı. Bu düzenleme ile birçok şüpheli savunma hakkından mahrum bırakılacak. Sadece kolluk kuvvetlerinin gözetiminde alınan ifadelerle yargılanacak.
Bu durum işkenceye kapı aralamak anlamına gelir. En azından soruşturma aşamasında avukat bulunma zorunluluğu korunmalıydı” şeklinde değerlendirdi.
Bıçak parası teklif eden hastaya dört yıl hapis
Kasım 24, 2006
Z. Kıvanç EL/ANKARA/AKŞAM
Doktorların ‘bıçak parası’ almasının rüşvet kabul edilmesinin ardından, hasta veya hasta yakınlarının ‘bıçak parası’ teklif etmeleri de ‘rüşvet’ suçu kapsamında değerlendirildi. Ankara Üniversitesi’nin 2004 yılında yapılan rektörlük seçimlerinde de aday olan Prof. Dr. Nezih Erverdi ile Recep Erdoğan adlı vatandaşı karşı karşıya getiren olay, bu yılın mart ayında yaşandı. Safra kesesindeki taş nedeniyle Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi’ne başvuran 65 yaşındaki Recep Erdoğan’ın, ameliyat edilmesine karar verildi ve ameliyatı Prof. Dr. Nezih Erverdi üstlendi.
Hasta Recep Erdoğan’ın Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrenci işlerinde çalışan oğlu Vedat Erdoğan, babasının ameliyat olacağını öğrenince telaşlandı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Celal Göle’den yardım istedi. Dekan Göle de, arkadaşı olan Prof. Dr. Erverdi’yi telefonla arayarak, hasta Recep Erdoğan’a yardımcı olmasını rica etti.
DEDİKODU ÇIKARDI
Recep Erdoğan da bu gelişme üzerine ameliyatı yapacak olan Prof. Dr. Erverdi’nin odasına gitti ve özel ilgi göstermesi karşılığında 2 bin dolar bıçak parası verebileceğini söyledi. Teklife sinirlenen Prof. Dr. Erverdi, hastasını azarladı ve 2 bin doları reddetti. Paniğe kapılan Recep Erdoğan, hastanede, ‘Prof. Erverdi 2 bin dolar vermezsem ameliyatıma girmeyecekmiş’ diye dedikodu yaymaya başladı. Hastanede kısa sürede yayılan bu dedikodu, Prof. Dr. Erverdi’ye kadar ulaştı. Erverdi de, hastasının ameliyatını bir başka doktora devretti ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, Recep Erdoğan hakkında ‘rüşvet telif etmek’ ve ‘hakaret’ suçlarından şikayetçi oldu.
Görülen davada esas hakkındaki görüşünü açıklayan Savcı, sanık Recep Erdoğan’ın ‘hakaret’ suçundan beraatine, ‘rüşvet vermeye eksik teşebbüs’ suçundan mahkumiyetine karar verilmesini talep etti. Erdoğan hakkındaki suçlamaları reddetti. Kararını açıklayan Ankara 8′inci Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Erdoğan’ı ‘rüşvet vermeye eksik teşebbüs’ eyleminden suçlu buldu ve 4 yıl hapis cezasına mahkum etti. Sanığın duruşmalardaki iyi halini dikkate alan mahkeme, cezayı bir yıla düşürdü ve paraya çevirerek erteledi. Sanık hakkındaki ‘hakaret’ suçlamasında ise ‘beraat’ kararı verildi.
Yargıtay ‘rüşvet’ kabul etmişti
Yargıtay, daha önce verdiği bir kararla doktorların ‘bıçak parası’ adı altında hastalardan para almasını ‘rüşvet’ suçu olarak kabul etmişti. Çorum Devlet Hastanesi’nde yaşanan olayda, çocuğunu ameliyat ettirecek bir vatandaştan 25 YTL bıçak parası alan M.Y. adlı doktor, polisin yaptığı baskınla numarası tespit edilmiş paralarla suçüstü yakalanmıştı. Dr. M.Y. ‘irtikap’ suçundan cezaya çarptırılmıştı. İtiraz etmesi üzerine davaya bakan Yargıtay, sanığın eyleminin ‘irtikap’ suçu değil, daha yüksek cezayı öngören ‘rüşvet almaya eksik teşebbüs’ suçu olduğunu belirterek yerel mahkemenin kararını bozmuştu.
Sınavın kaldırılması mesleğin geleceği için çok vahim
Kasım 24, 2006
Özok, “Ülke seçilmiş diktatörler tarafından yönetiliyor. Demokrasilerde karizma olmaz, uzlaşma olur” dedi
23.11.2006 VATAN
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Özdemir Özok, avukatlık sınavının kaldırılmasını öngören yasa tasarısını eleştirerek, “AKP Hükümeti ve kimi milletvekillerinin avukatlık mesleğine, barolarımıza ve Türkiye Barolar Birliği’ne yönelik hasmane tavrını yüce ulusumuza şikayet ediyoruz” dedi. Ve özetle şöyle konuştu:
SEZER UMUDUMUZ
* AKP iktidarının özel ilgisi ve alışılmadık lojistik desteğine karşın, hemen hemen tüm barolarda laik, demokratik, sosyal, hukuk devletine yürekten bağlı, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne inanan, eksiksiz demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilke ve kavramlarına sevdalı, çağdaş ve yarınlara odaklı kadrolar göreve geldi. Bu sonuçların, söz konusu ilke ve kavramlara biçimsel yaklaşan iktidar partisiyle onun Başbakanı’nı son derece rahatsız ettiği anlaşılmaktadır. Bu rahatsızlığın en somut örneğini geçtiğimiz hafta TBMM Adalet Komisyonu’nda ‘Avukatlık Sınavı’nın görüşülmesi sırasında, AKP’li komisyon üyelerinin çoğunluğunun sergilediği davranışlar yanında, Sayın Başbakan’ın bunca ülke ve yargı sorunları orta yerde dururken avukatlık sınavının kaldırılmasına yönelik doğrudan talimatı ve bu yanlı yaklaşım sonucu yasa teklifinin komisyondan geçmesi olmuştur.
* Ülke seçilmiş diktatörler tarafından yönetiliyor. Demokrasilerde karizma olmaz, uzlaşma olur. Bütün çağdaş ülkelerde uygulanan avukatlık mesleğine giriş sınavından vazgeçilmesi teşebbüsünün hiçbir objektif ve bilimsel nedeni yoktur. Yasanın hazırlanması aşamasından komisyona çağrıldık ancak “konu mankeni” gibi olduk. Sınavın kaldırılması savunma mesleğinin geleceği için vahimdir.
* Bu hükümet herkesi dinliyor, hem de çok güzel dinliyor ama kendi bildiğini okuyor. Cumhurbaşkanı’ndan umudumuz var, yasayı geri çevirebilir.
Evde zinaya yeni TCK’da örtülü ceza
Kasım 24, 2006
Yeni Türk Ceza Kanunu’nda başkasının evine girerek zina yapan kişiye ceza verilmesine ilişkin hüküm konulduğu ortaya çıktı. İşte iki ayrı olay, iki ayrı ceza…
23.11.2006
Birlikte olmak istediği kadının evinde, kocası tarafından yakalanan K.C. hakkında dava açıldı. Ardahan Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı sarkıntılık suçundan 6 ay hapse mahkum etti. Ancak konut dokunulmazlığını ihlalsuçundan beraatine karar verdi. Yargıtay 2. Ceza Dairesi ise sanığın hem sarkıntılık hem de konut dokunulmazlığı ihlal suçlarından cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararını bozdu. Kararda şöyle denildi:Konuta girmede rızadan bahsedebilmek için sanığın başkasının yasal haklarını çiğnememesi gerekir. Evli bir kadınla ilişki kurmak kocanın haklarına saldırı teşkil eder. Olay günü sanık, kocanın rızasının olmayacağını bilerek konuta girmiştir.
Bir başka zina kararı da Askeri Yargıtay’dan çıktı. Davaya konu olan olay şöyle: Bir başçavuş, birlikte görev yaptığı uzman çavuşun, karısı ve 3 yaşında çocuğunun bulunduğu evine gece saat 02.00′de girer. Ve sonradan evine gelen mesai arkadaşı çavuşa yarı çıplak yakalanır. Askeri Mahkeme yakalanan başçavuşa konut dokunulmazlığını ihlal suçundan ceza verdi.
2 YILA KADAR HAPİS
Askeri Yargıtay’ı n işaret ettiği düzenleme yeni TCK’nun konut dokunulmazlığını ihlal suçunun düzenlendiği 116. maddede yer alıyor. Bu maddede “Bir kimsenin konutuna rızaya aykırı olarak giren kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır diyor. Ancak Bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir hükmü ile zinaya örtülü ceza getiriliyor. Çünkü evlilik dışı ilişki yargı kararlarına göre gayrı meşru sayılıyor. Böylece bu düzenleme, herhangi bir yoruma yer vermeyecek biçimde başkasının evinde zina yaparken yakalanana 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilmesinin önünü açmış oldu.
Hâkim ve Savcı Alımına Fren
Kasım 17, 2006
ADNAN KESKİN /RADİKAL
ANKARA – Danıştay, Adalet Bakanlığı’nın hâkim-savcı alımındaki yetkisini frenleyerek, bakanlığın hâkim-savcı adayı sınavı ve buna esas yönetmeliğin yürürlüğünü durdurdu. Davayı açan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV), “Karar yargı bağımsızlığı açısından çok önemli. Bir dönem kapanacak” diye konuştu.
Yargıda siyasallaşma ve kadrolaşma eleştirilerinin odak noktasını oluşturan Adalet Bakanlığı’nın sınav ve mülakatla hakim ve savcı alması işlemiyle ilgili Danıştay çok önemli bir karara imza attı. Durdurma kararı kaldırılmadığı veya iptal davası esastan reddedilmediğ i sürece bakanlığın hâkim ve savcı almasının önünü kesen karar, kısa süre önce kurulan YARSAV’ın açtığı davada alındı. YARSAV, bakanlığın idari yargıda 100, adli yargıda 500 hâkim ve savcı adayı alımına yönelik sınav ilanıyla, buna esas olan Adli ve İdari Yargıda Hâkim ve Savcı Adaylığı Yazılı Sınav, Mülakat ve Atama Yönetmeliği’nin durdurulması ve iptalini istemişti. YARSAV, Bakanlık yetkilerinin yargı bağımsızlığı ilkesine aykırı olduğunu savunmuştu.
Bakanlık davayı beklemedi: Ancak bakanlık, açılan davaya rağmen süreci başlatmış ve idari yargı hâkim adaylığı için yazılı sınav ÖSYM tarafından 15 Ekim 2006′da yapılmıştı. Adli yargı hâkim adaylarının yazılı sınavı da 25 Kasım’da yapılacaktı. Bakanlık, geçen hafta da idari yargı hâkim-savcı adaylığı yazılı sınavını kazanan 482 adayın listesini açıklamış, mülakat tarihini de duyurmuştu. Danıştay’sa davalı bakanlıktan savunma istemişti.
Bakanlığa ret, sınava iptal: Danıştay 12. Dairesi, bakanlığın ‘dava reddedilsin’ savunmasını yeterli bulmadı ve bakanlığın idari ve adli yargı hâkim ve savcı adayı alımına ilişkin ilanları iptal etti.
Sınav yetkisi yok: Daire kararını, gerek Hâkimler ve Savcılar Kanunu, gerek Adalet Bakanlığı’nın Kuruluşuna İlişkin Kanun’da, ‘Adalet Bakanlığı’nın hâkim ve savcı adaylarını almada sınav yapma yetkisi’ olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı’ gerekçesine dayandırdı. Danıştay, sınava esas olan yönetmeliğin tamamının yürütmesini de durdurdu.
‘Bir dönem kapandı’
Bakanlık ve ÖSYM karara itiraz ederse, konuyu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu görüşecek.
YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu “Karar yargı bağımsızlığı açısından çok önemli. Yargıda bir dönem kapanacak. Karar, yetkinin bakanlık değil, Hâkim ve Savılar Yüksek Kurulu’nca (HSYK) kullanılması gerektiğine de karine oluşturuyor” diye konuştu.